KONVEKSİYONEL (YÜKSELİM) YAĞIŞLAR

12 Şubat 2009 Perşembe

KONVEKSİYONEL (YÜKSELİM) YAĞIŞLAR

Sıcak hava kütlesinin bulunduğu sahadan yükselmesi sonucunda teşekkül eder, şöyle ki, özellikle gündüz hava sıcaklığının artmasına bağlı olarak ısınan hava bulunduğu sahadan yükseklere doğru çıkar; içerisinde yeteri kadar nem olduğunda belli bir yükseltiden sonra bulutlar oluşur, oluşan bulutlar özellikle kümülüsler adeta karnabahar şeklinde ortaya çıkar ve atmosferin yukarı kısımlarına doğru yükselir. Hava kütlesinin yukarıya doğru yükselmesi devam ettiğinde bulutlar büyüyerek kümülonimbus'lara dönüşür ve sonuçta gök gürültülü sağanaklar meydana gelir. Bu olayın meydana gelmesini, zeminin eşit olmayan bir şekilde ısınması, havanın yükselmesini sağlar. Nitekim bulutta bulunan gizli enerji su buharının yoğuşması ile açığa çıkar. Hatırlanacağı üzere, yoğuşma ile hasıl olan beher gram sudan 600 kalori enerji açığa çıkar. Bu nedenle yoğuşma ile birlikte havanın ısınması, havanın yükselmesini sağlar.

DEVAMINI OKU

OROGRAFİK (YAMAÇ) YAĞIŞLAR

OROGRAFİK (YAMAÇ) YAĞIŞLAR

Bir dağı tırmanan hava kütlesinin adyabatik olarak soğuması sonucunda oluşur. Eğer hava kütlesinin nem durumu soğuma ile yağışın teşekkülüne yol açıyorsa, veya yeterli derecede soğuma meydana geliyorsa, dağın hava kütlesinin geldiği tarafa bakan yamacı yağış alır. Aksi yamaçta ise genel olarak yağış meydana gelmez. Bunun nedeni hava kütlesinin dağın diğer yamacında adyabatik olarak ısınması ve nemini önemli ölçüde bırakması ile ilgilidir. Dünyadaki bazı çöller bu şekilde oluşur.

DEVAMINI OKU

İç Kuvvetler ve yerin yapısı

İç Kuvvetler ve yerin yapısı

Toplam 1 Eklenti bulunuyor.
YERKABUĞUNUN (LİTOSFER) YAPISI
Yerküre, çeşitli kayalardan oluşmuş katı bir kabukla çevrilidir. Buna yerkabuğu denir.
Yerkabuğunun ortalama kalınlığı karalarda 35-40 km ,denizlerde ise 8-10 km dir.
Yerkabuğu yoğunluğu ve kalınlığı farklı iki tabakadan oluşur. Bunlar;
Üzerinde yaşadığımız katmandır. Silisyum ve alüminyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir.
Kalınlığı karalarda fazla, denizlerde azdır. Granit , kalker ve kumtaşı gibi hafif olan taşlardan oluşur.
b)Sima: Bu katman henüz katılaşmamış taşlardan oluşur. Yoğunluğu daha fazla olan bazalt türü taşlardan oluşur.
Silisyum ve magnezyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir. Kalınlığı karalarda az , deniz diplerinde fazladır.
YER YUVARLAĞININ İÇ YAPISI
Yerin iç yapısıyla ilgili en geçerli bilgiler deprem dalgaları ile elde edilir. Ayrıca volkanizma ile çıkan malzemelerin ve taşların incelenmesiyle de gerekli bilgiler elde edilir. Yerin içi birbirinden farklı üç ana bölümden oluşur. Küre şeklindeki katmanlara Geosfer denir
Yer kabuğunun altındadır ve malzemeler koyu eriyik haldedir. Yer hacminin en büyük bölümüdür (%80).İç kuvvetler enerjisini bu katmandan alır.[/font]
2)ÇEKİRDEK:Yoğunluğu ve kalınlığı en fazla olan katmandır. Basınç ve yoğunluktan dolayı katı haldedir
Demir ve nikel fazla olduğu için buraya
NİFE
Yoğunluğu fazla olduğundan barisfer de denilmektedir.

konu devamını ve zipli dosyayı BURDAN İNDİREBİLİRSİNİZ

Üniversiteliler depresyonda

11 Şubat 2009 Çarşamba

Yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerinin yüzde 27,1’inde depresyon, yüzde 47,1’inde anksiyete ve yüzde 27’sinde de stresin olduğu belirlendi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) öğretim üyelerince yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerinin yüzde 27,1’inde depresyon, yüzde 47,1’inde anksiyete ve yüzde 27’sinde de stresin olduğu belirlendi.

UÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Bilgel ve UÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Ekonometri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Bayram tarafından, üniversite öğrencilerinde depresyon, anksiyete, stres sıklığı ve bunu etkileyen sosyo-demografik etmenleri belirlemek için yapılan araştırmaya, UÜ’nün değişik fakültelerinde okuyan bin 617 öğrenci katıldı.

Geçerliliği ve güvenilirliği yüksek olan "Depresyon Anksiyete Stres- 42 ölçeği"nin uygulandığı öğrencilere, depresyon, anksiyete ve stresi ölçen 42 soru yöneltildi.

Sınav zamanlarının dışındaki bir süreçte gerçekleştirilen araştırmada, öğrencilerin yüzde 27,1’inde orta derece ve üstünde depresyon, yüzde 47,1’inde orta derece ve üstünde anksiyete (kaygı) ve yüzde 27’sinde ise orta derece ve üstünde stresin var olduğu belirlendi.

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Nazan Bilgel, üniversite öğrencilerinin akıl sağlığının, tüm dünyada giderek artan bir önem kazandığını, bu kapsamda UÜ’de üniversite öğrencilerinin depresyon, anksiyete ve stres durumlarını belirlemek için bu araştırmayı yaptıklarını söyledi.

-"KIZLARDA STRES VE ANKSİYETE DAHA YÜKSEK"-

Bilgel, araştırmada, anksiyete ve stres değerlerinin kız öğrencilerde erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: "Aldıkları eğitimden memnun olduğunu söyleyen öğrencilerin, aldıkları eğitimden memnun olmadıklarını söyleyen öğrencilere göre daha düşük depresyon, anksiyete ve stres değerlerine sahip oldukları gözlenmiştir. Depresyon ve anksiyete değerleriyle, yaş arasında bir ilişki bulunmamıştır. Stres açısından ise 17-19 yaş grubundakilerin, 20-26 yaş grubundakilere göre daha yüksek stres değerlerine sahip oldukları saptanmıştır. Kızlarda stres ve anksiyete değerleri erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Depresyon için ise cinsler arasında bir fark elde edilmemiştir. Depresyon ve anksiyete değerleri, sosyal ve politik
bilimlerde eğitim alan öğrencilerde fen bilimleri, mühendislik ve tıp eğitimi alan öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur."

Uluslararası "Social Psychiatry&Psychiatric Epidemiology" adlı tıp dergisinde de yayımlanan araştırmada, 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin depresyon, anksiyete ve stres değerlerinin, üst sınıf öğrencilerine oranla yüksek bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Nazan Bilgel, ayrıca ekonomik durumu kötü olan ailelere mensup öğrencilerin depresyon ve stres değerlerinin, ekonomik durumu orta ve iyi olan ailelere mensup öğrencilere göre daha yüksek olarak tespit edildiğini bildirdi.

Köyden gelen öğrencilerin depresyon, anksiyete ve stres değerlerinin, şehir veya beldelerden gelen öğrencilere göre daha yüksek olduğunun saptandığını da anlatan Bilgel, şunları kaydetti:

"Çalışmada, üniversite öğrencileri arasında depresyon, anksiyete ve stresin görülme sıklığının yaygın olduğu belirlenmiştir. Özellikle 1. ve 2. sınıf öğrencileri, ekonomik durumu kötü olan ailelere mensup öğrenciler, köyden gelen öğrenciler, sosyal ve politik bilimlerde eğitim gören öğrenciler tehlike altındadır. Depresyon, anksiyete ve stres, ruh sağlığı kadar beden sağlığına da olumsuz etki eden durumlardır. Yükseköğretimdeki öğrencilerin sağlıklarının korunması için bu durumların erkenden tanınması ve tedavi edilmesi, koruyucu ruh sağlığı hizmetleri verebilecek bir destek biriminin acilen kurulması gerekmektedir."

Dünyanın En Pahalı Üniversiteleri

Konu dünyanın en pahalı üniversitelerine gelince aklımızda beliren isimlerin olacağı muhakkak. Fakat o isimleri unutun, yapılan bir araştırma sonucunda ne ünlü Harvard ne Cambridge bu listede olmadığını gösteriyor. Özetle bu haber sizi şaşırtacak!

Belki şaşıracaksınız ama dünyanın en pahalı üniversiteleri, mükemmel tesislere sahip bir şekilde karşımıza İsviçre Alplerinde veya Hint Okyanusu kıyılarında çıkmıyor. Bununla beraber, her zaman adını duyduğumuz ve bizi şaşırtmayacak olan isimlerden Amerikan Harvard veya Princeton da bu listeye dahil değil! Hatta İngiltere'den dünyanın en çok tanınan üniversiteleri arasında yer alan Oxford veya Cambridge de listede yoklar.



Amerikan kuruluşu The Chronicle of Higher Education, yaptığı araştırmalar sonucu Amerika'nın (bu aslında dünya sıralamasında da ilk sırada anlamı taşıyor) en pahalı üniversitesini Washington'da bulunan George Washington Üniversitesi olarak belirledi.



Yaklaşık 40bin dolarlık yıllık ücretiyle listenin başında yer alan bu okulu sırasıyla yine A.B.D. Ohio'dan Kenyon Koleji ve Pennsylvania'dan Bucknell Üniversitesi yıllık 38bin dolarık ücretleriyle takip ediyorlar. Bu okulların tümü de çok özel ve mezunlarına inanılmaz fırsatların yaratıldığı seçkin okullar olarak belirtiliyor.



Amerikan Hükümeti tarafından 2007 yılında yapılan açıklamada, üniversitelerin yıllık ücretlerinin fazla olması ve gittikçe de artması yüzünden uluslararası çapta yabancı öğrencilerin ilgisinin azalmaya başladığı ortaya konmuştu. Genel olarak bakıldığında, devlet okullarının ücretleri yıllık 4.500 dolar gibi bir noktada kalırken, özel okulların fiyatları durdurulamaz bir şekilde artmaya devam ediyor.

Avrupa ve Japonya'da Durum Farklı



Bu rakamlar İngiltere'nin en saygın okullarından Cambridge ve Oxford için yaklaşık 3bin İngiliz Poundu seviyesinde kalıyor. Özellikle İspanya'da devlet tarafından belirlenmiş yıllık yüksekokul fiyatı sadece 800 dolar.



Avrupa'da bulunan özel üniversiteler de Amerikan trendine uygun şekilde fiyatlarıyla şaşırtıyorlar. Fransa'da bulunan American University of Paris, Eyfel kulesinin hemen yanındaki kampüsüyle göz kamaştırırken, yıllık 23.784 Avro yıllık ücretiyle neredeyse bir devlet okulunun katlarca üzerinde fiyata sahip oluyor. Listenin unutulmaması gereken okullarından biri de, İtalya sınırına yakın harika bir kampüse sahip olan İsviçre'nin Franklin Koleji. Yıllık ücreti 30bin doların üzerinde...



Japonya'da yıllık ücretler dünyanın geri kalan gelişmiş ülkelerine göre çok daha uygun. 1874 yılında kurulmuş olan ve dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterilen Tokyo'nun Aoyama Gaukin'in yıllık ücreti 11bin ile 16bin dolar arasında değişiyor.



Bu listede bulunmayan özel okulların fiyatları ise çok daha yükseklere çıkabiliyor. Örnek olarak Vermont Landmark Koleji yıllık 41bin dolarlık ücreti ile listenin en başında. Bu okulun bir özelliği de öğrenme güçlüğü olan özel öğrencilere verdiği eğitim olarak göze çarpıyor.

ÜDS Mart dönemi başvuruları 11 Şubat'ta sona erecek


Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı’nın (ÜDS) 2009-Mart dönemi başvuruları 11 Şubatta sona erecek.

ÜDS; Almanca, Fransızca ve İngilizce dillerinde, fen bilimleri, sağlık bilimleri ve sosyal bilimler olmak üzere 3 ayrı alanda, Mart ve Ekim aylarında ÖSYM tarafından yılda iki kez Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum,
Eskişehir, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Trabzon ve Van ile Lefkoşa ve Bişkek’te, merkezi olarak gerçekleştiriliyor.

Adaylar, 22 Mart 2009’da yapılacak sınav için başvurularını 11 Şubat 2009 tarihine kadar yapabilecek. Başvuru evrakını ÖSYM Sınav Merkezi yöneticilikleri ve üniversite rektörlüklerinden alacak adaylar, başvuru merkezlerini
"www.osym.gov.tr" internet adresinden öğrenebilecek.

ÜDS’den 65 veya daha fazla puan alan doçent adayları başarılı olacak. Yabancı dil koşulunu karşılamak için doktora adayları ve sanatta yeterlik çalışmasına başvuracak adayların da ÜDS’ye girmeleri ve 100 üzerinden 55 veya
daha fazla puan almaları gerekiyor.

Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’na (YDUS) da KPDS ve ÜDS’den 100 üzerinden en az 50 ve üzeri puan alan adaylar katılabiliyor.

ÜDS sonuçları yüksek lisans programlarına giriş için de kullanılabileceğinden, lisans programı mezunu ile lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrenciler de bu sınava girebilecek. Ancak bu öğrencilerin, ilgili üniversiteden, yüksek lisans programları için ÜDS sonuçlarını kullanıp kullanılamayacağını öğrenmesi gerekiyor.

ÜNLÜ SAYILAR

6 Ekim 2008 Pazartesi

ÜNLÜ SAYILAR
Fizik ve Kimya'da bazı katsayılara, bazı sabitlere alışığız. Avagadro sayısını, ışığın hızını veri olarak kabul ediyoruz. Nereden geliyor bu sayılar demiyoruz. Ancak, matematiğin öyle deyip geçemeyeceğini de aklımızda tutalım. Pi sayısını ya da e sayısını düşünün. Ne kadar önemli sayılar. İyi de, bazı sayılar diğerlerinden niçin daha önemli. Hikayelerine, önemlerine etraflıca bakacağız.
SIFIR
Sıfır(0) Arapça şafira ya da şifr , Sanskritçe sünya, İngilizce zero(nil-null). Boş, hiç olan; ya da herhangi bir şey olmayan. Batı dillerindeki şifre sözcüğünün kökeni. Günümüz sayı sisteminin merkezine, hangi serüvenleri izleyerek gelip oturduğu aşağı yukarı biliniyor. Matematiğin tarihi,bu sayının, Hint kökenli olduğundan hemen hemen emin. Basamak yerine ilk kullanımı, çok eskilere gitmesine rağmen, bu günkü anlamdakine en yakın kullanımı, Hint matematikçi Brahmagupta'nın Brahmasputha Siddhanta adlı eserinde anlatılmaktadır. MS 628 tarihini taşıyan bu eserinde Brahmagupta, sıfır ile dört işlemin kurallarını sıralar. Toplama, çıkarma ve çarpmada sorunsuz sıyrılan Brahmagupta, bölmede zorlanmaktadır. Şöyle diyor:
"-Herhangi bir pozitif ya da negatif sayının sıfır ile bölünmesi durumunda, sonuç paydasında sıfır bulunan bir kesirdir".
"-Herhangi bir pozitif ya da negatif sayı tarafından bölünen sıfır, ya sıfırdır veya payında sıfır, paydasında bir sayı bulunan kesirdir."
"-Sıfır bölü sıfır, sıfırdır."
Daha sonraki yıllarda tanımsız olarak kabul edilen sıfırla bölme işlemi gerçekten hala kafalarımızı karıştırmaya devam ediyor. Halbuki sıfır'ın bir sayıyla bölünmesinde hiçbir sorun yok. Sıfır bölü sıfır ise sıfır değil; o da tanımsız.
Günümüzde kullandığımız sayı sistemine Hint-Arap sayı sistemi diyoruz. Ondalık basamaklı sayı sistemi, Hindistan'dan Arap yarımadasına, oradan da İslam İmparatorluğu'nun genişlemesine parelel olarak Kuzey Afrika ve Endülüs üzerinden Avrupa'ya ulaşmıştır. Kendisi Becaiye'de (Cezayir) yetişmiş olan ünlü matematikçi Fibonacci, 1202 de yayınladığı Liber Abaci adlı eserinde bu sistemi Avrupa'ya tanıtmıştır.
Sıfır'ın, ya da daha hoş yakıştırmayla ŞİFRE'nin hikayesi bu kadar kısa değil elbet. Ayrıntıları merak ediyorsanız, www.mathforum.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Herhangi bir sayının sıfırla çarpımı sıfır olduğu için, sıfırın yutan eleman görevi gördüğünü söylemişsiniz. Sanki kara delikmiş gibi. Oysa duruma şöyle bakalım:
3*2=2+2+2=6 olarak yazılabilir. Benzer şekilde m*0=0+0+...+0(m tane 0'ın toplamı)=0 olur. Burada anlaşılma kolaylığı için m'yi sonlu bir pozitif tam sayı olarak kabul edelim. Sıfır m'yi yutmuyor; m tane sıfır toplanınca sonuç sıfır çıkıyor. Ya da:
m*0=m*0+(m-m)=m*0+m*1-m=m(0+1)-m=m*1-m=m-m=0 m burada sonlu herhangi bir sayı.
Şifrenin şifresi: Yoktan yonga kopmaz

konunun devamı için tıklayınız


matamatik ve ödevler hakkında daha fazlasını bulabileçğiniz forumlarımız...
www.obaforum.com
www.darsane.com