Metal Fırtına

6 Mayıs 2008 Salı

Metal Fırtına
Metal FırtınaKaranlık doğanın örtüsü haline gelmişti sessizliğin içinde böcek çığırtıları bile duyulmuyordu..Bu donmuş an önce hafif bir titreşimle bozuldu.On iki askerden oluşan öncü gözetme timinin başındaki Üst Teğmen Alper en önde hızla aşağıya doğru koşuyordu.Çok büyük bir askeri birimin karargah merkezine bakan bir tepeden gözlem yapmışlardı.Askerlerin sessizliğe alışmış kulakları derinden gelen sesin varlığını algıladı bu bir bu bir helikopter sesiydi.Yine helikopter sesleri gelmeye başlamıştı bu sefer sesler birden çoktu aniden irkildi Üsteğmen .Serdar G3 ünü alarak helikopterlere ateş açmaya başlamıştı üsteğmen de silahına sarılıp ateşlemeye başladı ve biraz sonra sesler kesildi ve oradan ayrıldılar.Harekete geçen zırhlılarsa çok uzakta amerikan JSTAR gözetleme uçakları tarafından anında tespit edilmişti.En baştaki zırhlıda Binbaşı Haşim ERALP vardı.Telsizden emir verdi zırhlılar harekete geçti bombardıman başlamıştı siperlerin üstünden hızla geçtiler.Daha sonra karşıdan düz bir ışık gibi görülen bomba içinde Binbaşı nın bulunduğu zırhlıya çarptı ve onu paramparça yapmıştı.,Başbakan içindeki sızıyı bastırmaya çalışarak “Binler cemi paşam Allah aşkına söyleyin” diyerek sordu.“Zırhlı tugayımıza saldırı düzenlendi tankların neredeyse hepsi gitti” diye cevap verdi.Günler geçmişti artık Genel Kurmay Harekat Merkezi ana baba günüydü.ABD Savunma Başkanı “Donalt Rumsfeld” bakan la konuşmak istiyordu derken kapıda Genelkurmay Başkanı “Howord Strike” göründü.Yüzünde karanlık bir ifade vardı.“Sayın Başkan; şu an itibariyle Metal Fırtına operasyonu başlamış bulunuyor” dedi.Ve Büyük Savaş BaşlamıştıIraktan başlayarak ülkemize girmişlerdi yavaş yavaş tüm şehirlerimizi etkileri altına almışlardı başkentimiz olan Ankara’ya kadar ulaşmışlardı Anıtkabiri bombalamışlardır.İstanbul’a kadar ulaştılar…Ersin sıska bir çocuktu yaşı yirmi üç olmasına r1ağmen son dört yıldır hiç dışarı çıkmıyordu kendisinin bir karabasanın içinde olduğunu zannediyordu.Kendilerini korumak için girdikleri boduruma kadar geliyordu silah sesleri ersinin beyni patlayacakmış gibi oluyordu.Ya bir şeyler yapacaktı yada kendi kendisini yok edecek yada bir girdabın içine atacaktı kendisini.82. hava indirme tümeni komutanı Tümgeneral Josep Reed savaş kıyafetlerini giymişti.Helikopterler çalışmıştı pervane seslerinden başka bir ses duyulmuyordu.Askerlere helikopterlere binme emrini verdi tam tamına yüz elli dört helikopter vardı komutanda kendisi için ayrılmış helikoptere binip yola çıktılar.İstanbul’a ulaşmışlardı helikopterler boğaz köprüsünü ortadan vurarak Asya ve Avrupa’yı ayrıldılar ve sonunda İstanbullu ele geçirdiler…

www.obaforum.com

Tağrık Buğra - Osmancık Kitap Özeti

Tağrık Buğra - Osmancık Kitap Özeti
Tağrık Buğra - Osmancık Kitap Özeti ROMANIN ADI: OsmancıkYAZARI: Tarık BUĞRASAYFA ADEDİ: 350BASIM YERİ - YILI: İstanbul - 2004YAYINEVİ ADI: Ötüken KitabeviYAZARLA İLGİLİ KISA BİLGİ:Tarık Buğra (Akşehir 1918 – İstanbul 26 Şubat 1994). İlk ve orta tahsilini Akşehir’de tamamladı. Konya lisesini bitirdi. Çeşitli aralıklarla İstanbul Üniversitesi Tıp, Hukuk ve EdebiyatFakültelerinde ikişer üçer yıl okuyup sonra vazgeçti. Akşehir’de çıkardığı Nasrettin Hoca gazetesi ile gazeteciliğe başladı. İstanbul’a gelince Milliyet, Yeni İstanbul, Haber ve Tercüman gazetelerinde fıkralar yazdı, sanat sayfaları düzenledi, Haftalık Yol dergisini çıkardı. “Oğlumuz” hikayesi ile Cumhuriyet gazetesinin hikaye yarışmasında ikincilik kazandı. Çınaraltı dergisinde hikayeler yayınladı. Sonra roman yazmaya başladı. Sanat eseri için her türlü basmakalıbı reddeden, hür ve bağımsız bir sanat anlayışını benimsedi. Güzel Türkçesi, derin tipleri, şiirli üslubuyla Türk tiyatro ve roman yazarlarının başında yer aldı.ROMANIN ÖZETİ:Osman Gazi Hân, ölüm döşeğinde; Allah’tan mehil istiyor, Bursa’nın fetih müjdesini alabilmek için. O, tâ bahardan badem ağaçlarının çiçeğe durduğu günden seçmiştir ölümü: “Oğul, ben öldüğüm vakit, beni Bursa’da şu gümüşlü kubbenin altına koy!” Osman gazi’nin, oğlu Orhan Beğ’ e vasiyetidir bu.Bu, O’nun soy sop ülküsü yaptığı rüyasının gerçekleşmesi demektir. Ancak, o zaman gülümseyerek “hoş geldin, hoşnutluk getirdin” diyebilecektir ölüme.Son göçe, tek başına çıkılan yolculuğa hazırlanan Osman Gazi Hân, şimdi, hayatı boyunca dinlediklerini, gördüklerini, deliliklerini, durulup arınışını, büyük yörüngeye oturuşunu; yerleri, halleri, kişileri ve büyük ülküsünün adım adım gerçekleşmesini hatırlamamaktadır. O, şimdi Uludağ’dan da büyük bir hatıralar dağıdır:Osmancık’ın çocukluğu, herhangi bir çocukluktan farksızdır. Gençliği de öyle… Ele avuca sığmaz; nerede çalgı, orada kalgı günleri. Gücünün, kuvvetinin sahibi değildir; aksine gücü kuvveti, onun sahibidir. Kılıçta ve yayda üstünleştikçe değil meydan okumaya, bir yan bakışa bile katlanamaz olur. Gururu için yaşamaktadır.Babası Ertuğrul Beğ, bir müddet Osmancık’ı takip eder, öğütler verir. Fakat sonradan onu kendi haline bırakır. Öteki oğlu Gündüz Beğ’ e önem vermeğe başlar. Osmancık, ağasını kıskanacak yerde rahatlamış ve mutlu olmuştur. Azâd edilmiş sayar kendini ve keyfince yaşamaya başlar. Tâ ki Şeyh Ede Balı ile tanışıncaya kadar.Domaniç temmuzlarından birinde, Sivrikaya’ da Osmancık, Ede Balı ile karşılaşır. Gökte ay ve yıldızlar… Osmancık, yıldızlara bakarak “dünya ne kadar büyük!” diyor. Osmancık’ı gizliden gizliye takip eden Ede Balı: Dünya’yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul! Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor sonra da Dünya’yı çok büyük görüyoruz, der ve ilave eder: dünya bir ömür için, bir TEK İNSAN için büyüktür. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil!Osmancık’ın kafası ve ruhu altüst olmuştur. Öfkelenir, Ede Balı’ ya saygıda kusur eder. Ertuğrul Gazi, oğluna “Ede Balı’ ya sakın karşı gelme; bana karşı gel, ona gelme. Ede Balı soyumuzun ışığıdır” diye tembih eder.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Türk Halk Efsaneleri

28 Eylül 2007 Cuma

Türk Halk Efsaneleri
Halk edebiyatı ürünlerinden biri olan efsaneler,geçmişle günümüz arasında kültürel aktarımı sağlayan,insanın ve onun oluşturduğu kültürel yapının anlaşılmasına katkıda bulanan alanlardan biridir.Gerçek ve hayali varlıklara, yer ve olaylara olağanüstü özellikler atfederek oluşturulan,anlatılanların gerçek olduğuna ilişkin inançla birlikte kişinin bireysel - toplumsal yaşamını yönlendiren söyleyeni belli edebiyat türlerinden biridir.Konularına göre şöyle sınıflandırılır; 1)Tarihi yer, kişi ve olaylarla ilgili efsaneler2)Olağanüstü varlıklarla ilgili efsaneler3)Hayvanlarla ilgili efsaneler4)Dinsel konularla ilgili efsaneler5)Bitki ve ağaçlarla ilgili efsaneler6)Doğal çevre ve olaylarla ilgili efsanelerEFSANE ÖRNEKLERİAlbat Dağı EjderhasıEteğinde Ortanca Çeşme’nin bulunduğu Albat Dağı’ndan, bir ejderha çıkmış.Bu çeşmeye kimseyi yaklaştırmayarak,insanları susuz bırakmış.İnsanların çaresizliği karşısında,şehrin beyi eline iki yanı keskin bir kılıç alarak,bu ejderhayı öldürmeye gitmiş.Bey kılıcını iki eliyle ve enine tutmuş.Ejderha burnundan alevler saçarak,derin soluklarla beyi içine çekip yutmuş.Beyin elinde enine tuttuğu,iki tarafı da kesici kılıç,ejderhayı ağzından,kuyruğuna kadar ikiye parçalayıp öldürmüş.Bey konağına dönünce,bahçesindeki havuzu sütle doldurtup,hemen soyunarak içine girmiş.Havuzdaki süt ejderhanın, beye bulaşan zehiri nedeniyle bir anda kesilip, çökelekleşmiş.Bey, süt kesilmeyene kadar,bu süt banyosunu sürdürerek,ejderhanın zehirinden arınmış.Suzan (Suzi) ve KırklardağıDiyarbakır’ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır.Bu Kırklardağı’nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır.Çocuğu olmayanlar,buraya gelip dilek dilerler.Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş.Kadın,Kırklar Ziyareti’ne gelip dilek dilemiş, adak adamış.Bir kızı doğmuş.Adını Suzi (Suzan) koymuşlar.Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler,giydirir ve Kırklar’a götürerek, bir kurban kestirirmiş.Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp,güzel bir genç kız olmuş.Müslüman komşularının oğlu Adil’le, birbirlerine aşık olmuşlar.Yine bir doğum yıl dönümünde,annesi Suzi’yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere,Kırklar Ziyareti’ne göndermiş.Arkalarından habersizce Adil de gelmiş.Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi,Adil’le beraber,dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler.Kırklar Ziyareti,bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi’yi çarpmış.Kız On Gözlü Köprü’nün orada,Dicle’de boğularak ölmüş.Suzi’nin ölümünden sonra,Adil de aklını yitirmiş.Suzan - Suzi TürküsüKırklardağı’nın yüzüKaranlık sardı düzüBen öleydimSuzi-Suzi Ziyaret çarptı biziKöprüaltı kapkaraAnne gel beni araSaçlarım kumlara batmışTarak getir de taraKöprünün orta gözüSular apardı düzüBen öleydimSuzi-Suzi Dicle ayırdı bizi

Türkçe edebiyat hakkında daha fazla bilgi için www.obaforum.com da bulabilirsiniz...

Komposizyonla İlgili Genel Bilgiler

Komposizyonla İlgili Genel Bilgiler Tanım Kompozisyon kelime anlamıyla; herhangi bir konu veya alanla ilgili ayrı ayrı malzemeyi en uygun şekliyle bir araya getirmek, birleştirmek, düzenlemek demektir. Kompozisyon her ne kadar, öğrencilere yazı yazma alışkanlığı kazandırmak amacıyla verilen yazma ödevi, veya daha geniş anlamıyla; duyguların, düşüncelerin, olayların sözle veya yazıyla ifadesi olarak kullanılsa da sadece edebiyata ait bir terim değildir ve kullanım alanı da edebiyatla sınırlı değildir. Yukarıdaki tanımın kaps¤¤¤¤¤ giren her alanda ve hayatın her anında kompozisyon vardır ve olmalıdır. Çünkü “kompozisyonda, düzen esastır. Aslında dünya da bir düzen içerisindedir. Geceleri gündüzler, mevsimleri mevsimler takip eder. Nitekim büyük sanatkârların pek çoğu kendilerine tabiatı örnek almışlardır. Tabiattaki herhangi bir varlık, manzara, düzen, ahenk ve bunun sonucu olan güzelliği ile insanı kendine çeker, büyüler. Düzen ve tertip dünyanın ve hayatın esasıdır. Her sabah, doğu diye adlandırdığımız bir taraftan doğan güneş, doğma yerini ve zamanını değiştirse her şey alt üst olur

Devamı için tıklayınız

ERZURUM KONGRESİ

ERZURUM KONGRESİ
23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Artık bütün vatanseverler Atatürk'ün etrafında kenetlenmişlerdi.Erzurum kongresinde, bir yandan, vatanın ayrılmaz bir parçası olan Doğu illeri halkının düşmanla mücadele için elbirliği ile çalışacağı kararlaştırılmış, bir yandan da milli bir istek olarak İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın toplanıp gereken önlemleri alması gereği vurgulanmıştı.Erzurum'da başlayan yerel kongre akımı, Batıda Yunan tehdidi altında bunalan Marmara ve Ege bölgelerinde devam etti. 26 Temmuz 1919'da Balıkesir'de, 6 Ağustos'ta Nazilli'de, 16 Ağustos'ta Alaşehir'de kongreler toplandı. Bu kongreler sonucunda "Kuvayi Milliye" adı altında vatansever milis güçleri kuruldu.SİVAS KONGRESİ4 Eylül 1919'da ise, millî egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.Kongrede, "vatanın bölünmez bir bütün olduğu" konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar. Ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Başkanlığına da doğal olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. Kongre sonucunda oluşturulan "Heyet-i Temsiliye" milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin ruhsal ve duygusal ağırlığı henüz devam ediyordu.Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa'nın istediği "kuruculuk" niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis'i Mebusan'ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve millî egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, millî egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük Meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı'nın millî güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.devamı için tıklayınız İslam-cumuriyet-Türk-Dünya Tarihleri hakkında bilgi bulabilirsiniz.www.obaforum.com

MADDE TANIMI

MADDE TANIMIKütlesi, hacmi ve eylemsizliği olan bütün varlıklar maddedir. Çevremizde gördüğümüz hava, su, toprak, masa her şey maddedir.MADDENİN SINIFLANDIRILMASIa) Elementb) Bileşikc) KarışımMADDENİN HALLERİMaddenin katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hâli vardır. Genel olarak madde ya katı ya sıvı ya da gaz hâlinde bulunur. İstenildiğinde ortam şartları elverişli hâle getirilerek bir hâlden diğerine dönüştürülebilir.Maddenin katı hâli, belirli bir şekle ve hacme sahiptir. Katı maddeyi oluşturan atom ve moleküller birbirine çok yakındır. Aralarındaki boşluklar çok azdır. Atom ve moleküller arasında bir düzenlilik vardır.*Maddenin sıvı hâli, belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar akışkan olduklarından bulundukları kabın şeklini alır. Sıvı hâlde atom veya moleküller katılardan daha düzensiz olup tanecikler arası boşluklar katılardan daha fazladır.*Maddenin gaz hâli, atom veya molekülleri arasında boşlukların çok olduğu durumdur. Gaz tanecikleri düzensiz olarak hareket ederler. Bu hareketleri sırasında gaz molekülleri birbiri ile homojen olarak karışabilirler. Bunların yayılmaları hissedilebilir veya gözle takip edilebilir. Bir odaya damlatılan bir kolonyanın kokusu kısa sürede hissedilirken, bir sigara dumanının yayılması da gözle takip edilebilir. Gazların belirli bir şekil ve hacimleri yoktur. Konuldukları kabı dolduracak şekilde genleşerek kabın şeklini ve hacmini alırlar.*Bir madde farklı sıcaklık ve basınç şartlarında üç hâlde de bulunabilir. Örneğin, saf su, H2O ile formüle edilir. Katı hâlde buz, sıvı hâlde su ve gaz hâlinde su buharı şeklinde bulunur.

www.obaforum.com

EKLER ve YAPISINA GÖRE SÖZCÜKLER

EKLER ve YAPISINA GÖRE SÖZCÜKLER
Sözcüklere eklenerek onlara yeni anlam kazandıran veya onların cümle içerisindeki görevlerini değiştiren söz parçacıklarına EK denir. NOT: Ekler;* Sözcüklere eklenirken BÜUK'na uyarlar.* Ünsüzlerin benzeşmesi ve sertleşmesi kurallarına uyarlar. Genel olarak ekler iki ana kısma ayrılı: 1. Çekim ekleri2. Yapım ekleri1. ÇEKİM EKLERİ ve BASİT YAPILI SÖZCÜKLER: Eklendiği sözcüğün cümle içerisindeki görevini değiştiren eklere ÇEKİM EKLERİ denir. Çekim eki alan sözcüklere Basit Yapılı Sözcükler denir.Çekim Ekleri ve Basit Yapılı Sözcüklere Örnekler:a) Çoğul Ekleri:-ler, -lar ( evler, arabalar )b) İsmin Hal Ekleri: -i, -e, -de, -den ( evi, eve, evde, evden )c) İyelik Ekleri : -im, in, -i, -imiz, -iniz, -leri (evim, evin, evi, evimiz, eviniz, evleri )d) Tamlama Ekleri: -nın, -ı ( Arabanın kapısı, Evin bacası, Sokağın tozu ) e) Kip Ekleri: -di, -miş, -ecek, -ar, -ıyor ( yazdı, yazmış, yazacak, yazar, yazıyor )
Devamı için tıklayınız